ASİL RUHLU ŞEHİR LONDRA

ASİL RUHLU ŞEHİR LONDRA

ASİL RUHLU ŞEHİR LONDRA

Sadece görsel bir şölen yaşamak için gidin bu şehre, sokaklarında durun ve çevrenize bakın, gördüklerinizi bir daha asla unutmayacaksınız.

Havanın yağmurlu olmasına aldırmayın, içinizi açacak kadar renkli ve bir o kadar da eğlenceli sokaklara sahip bu şehir, katlı otobüsleri, sevimli taksileri, kırmızı telefon kulübeleri, at üstünde gezinen polisler, saraylar, tarihi eserler ve enteresan kıyafetleriyle eski İngiltere ruhunu size tekrar yaşatacak saray muhafızları ile size büyüleyecek.

 Şehrin farklı kültürlere ev sahipliği yapması ise burayı görmek için bir başka sebep.

londra-hakkinda

Londra’nın neresinden başlarsanız başlayın Londra’nın en büyük parkı, Hyde Parka bir şekilde yolunuz düşecektir. Bu parkın güneyinde, kraliçe Victoria’nın eşi Prens Albert anısına yaptırdığı anıt bulunuyor. Anıtın karşı tarafında özellikle yazın muhteşem konserin yapıldığı Royal Albert Hail, farklı düşünce ve konuşmaların yer verildiği Speaking Corner ve Kraliçe Çift Elizabeth adına yapılan şelale bulunuyor. Yeşilliklerinde sere serpe uzanıp bir şeyler atıştırabilir, yaz kış eksik olmayan sanat etkinliklerine katılabilirsiniz.

Krallığın halen hüküm sürdüğü ülkede karşınıza ihtişamlı ve asil çizgileriyle, ingiliz mimarisini yansıtan birçok saray çıkacaktır. Bu sarayların çoğu kraliyet ailesi tarafından kullanılıyor ve hem halk hem de turistlerin büyük ilgisini görüyor.

Westminster’de bulunan Buckingham Sarayı kraliçe ailesinin evi. Kraliçenin o anda sarayda olup olmadığını anlamanız için çatıya bakmanız yeterli. Çatıda bulunan bayrak direğinde, 4 kraliyet armasının yer aldığı beyaz bir bayrak dalgalanıyorsa, Kraliçe Elizabeth saraydaki odalardan birinde veya muhteşem bahçelerde keyif yapıyor anlamına geliyor.

buckingham- sarayi

Şanlıysanız, kraliyet ailesinin evde olmadığı zamanlarda iç mekanlara turistler için yapılan gezilere katılabilirsiniz. Her sabah saat 11.00’i gösterdiğinde Wellington Kışlaları’nda kraliçenin askerleri nöbet değişimi törenini düzenliyor. Uygun adımla zorunlu hareket ve yürüyüşlerini yapan askerlere, St James Sarayı’ndan gelen atlı askerler de katılıyor ve bu görsel şölen tamamlanmış oluyor.

Hem şehrin manzarasına büyük katkıda bulunan, hem de şehrin en iyi manzarasını sunan London Eye dönme dolabı alışık olduğunuz lunapark eğlencelerinden çok daha fazlasını vaad ediyor. 

TUDOR RUHUNU HİSSEDİN

İngiliz tarihinin en parlak dönemlerinin yaşadığı Tudor Hanedanlığı dönemini tekrar yaşamak ve o yıllardaki saltanata tanıklık etmek isterseniz, Hampton Court Sarayı’nı görmeden ayrılmayın Londra’dan.

Bu saray Tudor hanedanlığı boyunca bir çok olaya tanıklık eden bir şaheser. Saray’ın mutfağından, bahçesine her köşesi, İngiltere’nin zengin ve gösterişli zamanlarını size en iyi şekilde anlatacak. Tudor Hanedanlığı dönemindeki kostümlerle size eşlik edecek olan rehberler ise sarayın ruhunu sonuna kadar hissetmenizi sağlıyor.

Temelleri I. William zamanında atılan Windsor Sarayı, İngiltere’nin kral ve kraliçelerinin istekleriyle değişip şekillenmiş ve tarih boyunca farklı amaçlar için kullanılmış. Britanya Monarşi’nin ana rezidanslarından biri olarak kabul edilen saray, II. Elizabeth’in hafta sonlarını geçirdiği mekan olarak da ün kazanmış aynı zamanda.

hampton-court- sarayi

THAMES NEHRİ BOYUNCA… 

Şehrin güneyine doğru yol aldığınızda karşınıza çıkan meşhur Thames Nehri, size Londra seyahatiniz boyunca göz alıcı manzarasıyla eşlik edecek. Nehrin iki tarafında bulunan yürüyüş yollarında yol alırken, şehrin en önemli noktalarını da görme şansına sahip olursunuz. Palace of Westminster, Thames Nehri kıyısında, Parlamento Binası’nın olduğu yerde bulunuyor.

1834 yılında bir yangında sarayın neredeyse tümü yok olmuş ve bugünkü yapısı 1853 de tamamlanmış. Saray, Gotik tarzın en iyi örneklerinden biri ve Londra’ya yolu düşen, meraklı ziyaretçilerin adeta akınına uğruyor. Palace of Westminster’ın hemen yanında yer alan ünlü Big Ben saat kulesi, dünyanın en büyük ikinci dört taraflı saati, kule Victoria, Gotik stilinde inşa edilmiş ve 96,3 metre yüksekliğine sahip. Her ne kadar Big Ben aslında saat kulesinin çanının adı olsa da zamanla halk tarafından tüm yapının adını belirtmek için kullanılmış. Bu yapı aynı zamanda Londra’nın en önemli simgesi olarak kabul ediliyor. Londra’da hediyelik eşya satan dükkanlarda bu saatin hediyelik eşyalarına rastlayacaksınız.

thames-nehri

Şehirlerin insanlar üzerindeki etkisinden bahsedilir. Cadde ve sokaklarını arşınlayan, havasını soluyan, yemeklerini yiyen kişilere kendi karakteristik özelliklerini yansıtırlar. Londra’ya gerçekleştireceğiniz ziyarette şehrin sahip olduğu asaletin kendi üzerinize sindiğini hissedeceksiniz.

Kaynak: blog.prontotour.com

Düşüncen Nedir ?

like
0
dislike
0
love
0
funny
0
angry
0
sad
0
wow
0